Çalışma
ortamınızı kendiniz hazırlayın
Herkesin kendisine ait bir çalışma odası olmayabilir. Evin sessiz ve sakin köşeleri
tercih edilmelidir. Ders çalışmanın teşviki açısından aile bireyleri de
çalışana saygılı olmalıdır. Ancak istendiği takdirde her ortamda ders çalışılabileceği
de unutulmamalıdır
Ders çalışma ortamınızı hazırlamak, başarının kapılarını aralayan
bir yol. İşin aslı şu; bir kişi her ortamda ders çalışabilmelidir.
"Ortam müsait değildi" mazereti geçerli neden olamaz. Ders çalışma
ortamınızı hazırlayın derken; kendinize ait çalışma ortamınızda
sizleri rahatsız edecek, dikkatinizi dağıtacak birtakım faktörleri o
ortamdan uzaklaştırmanızı amaçlamaktayız.
Masanızın üzerinde sadece o anki çalışmanız için gerekli kaynaklar, araç
ve gereçler olmalıdır. Lüzumsuz olanlar, fazlalıklar konsantrasyonu bozar.
Yarım kalan bir mektubun masamda bulunması ve tabi ki aklımın da onda kalması
nedeniyle boşa geçen çalışma saatlerimi hala üzelerek hatırlarım...
Çalışma amacında olan bir kişi ortamın müsait olmadığı mazeretinin
arkasına gizlenmez. Eğer bir kişi böyle bir mazeret ileri sürüyorsa, ders
çalışmamaya yönelik içindeki kaçış arzusunu bu şekilde ifade ediyor
demektir. Böyle bir şeye yeltenmeyin. Aksi takdirde telafisi mümkün olmayan
zaman kaybıyla kalmaz, kendinize olan güveninizi de yitirirsiniz.
Herkes kendine ait ayrı bir çalışma odasına sahip olamayabilir. Sanıyorum
büyük çoğunluk bu kategoriye girer. Bu durumda yapılacak iş çalışma
ortamını düzenlemektir. Aynı odada daha sakin bir köşede bir çalışma
masasıyla sorun halledilebilir. Ne var ki bu durum, aile bireylerinin ders çalışana
karşı biraz daha saygılı olmalarını gerekli kılar. Çalışmanın teşviki
bakımından televizyon, radyo açılmamalı, mümkün olduğu kadar sessiz
olunmalıdır.
Kişiye göre değişiyor
Kişilerin ders çalışma performansları her zaman aynı düzeyde olmayabilir.
Çalışma esnasında böyle bir duruma karşı karşıya olduğunuzu hissettiğinizde
lütfen dersi terkedin. Belki biraz çelişki gibi ama böyle bir durumda yapılacak
en iyi davranış budur. Dersi terkettikten sonra geriye dönüp bir düşünün,
niçin derse motive olamadınız? Aklınıza takılan neydi? Kendinizi bir
sorgulayın. Bu sorulara verecek olduğunuz cevaba göre bundan sonraki çalışma
düzeninizi belirleyeceksiniz.
Bu gibi durumlarda neden çoğunlukla yarı kalmış bir iştir. Yarım bırakılan
işi yeni programa dahil ederek sonuçlandırmalısınız. Canınızı sıkan
derse motive olmanızda size engel teşkil eden o her ne ise, bundan daha öncelikli
konumda bulunan ders çalışma amacınıza set çekmemelidir. İşte irade
burada karşımıza çıkıyor. Şimdi iradenizin gücünü gösterme vaktidir.
Bunu kanıtlayın ve rahat bir kafa ile tekrar derse dönün. Gönlünüz müsterih
olsun. Arada geçen zaman hafta sonu programına eklenecek ve herhangi bir kayba
meydan vermeden program sonlandırılacaktır.
Yok eğer hala sorunun üstesinden gelemediyseniz, hala aklınız meşgul ise
kendinizi zorlayıp dersten tiksinti yolunu seçmeyin. Bu masa, bu mekan, şu
dersler bize çok lazım. Onlarsız yapabileceğinizi düşünebiliyor musunuz?
Dilerseniz biraz dışarı çıkın, hava almak size iyi gelecektir. Rahatlamaya
çalışın ve arada geçen zamana sakın üzülmeyin. Açık kapatacağınızdan
emin olabilirsiniz. Öyle ya, nasıl olsa birazdan derse asılacak ve isteyerek
başına oturduğunuz bu dersi kısa sürede daha verimli bir şekilde çalışarak
bitireceksiniz.
İstek ve iradeyle
Aslına bakarsanız ders çalışmak için her ortam müsaittir. İnsan
gerekirse taş üzerinde bile ders çalışabilir. Ve bunu verimli hale
getirebilir. Bu tamamıyla istek ve irade meselesidir. Şehirlerarası otobüslerde
muavinlik yaptığı halde ÖSS'yi kazanıp fakültesini başarıyla bitirmiş
bir arkadaşım vardı. Yine üç yıl ara verip sonra da akşam lisesine
giderek lise diplomasını alan ve girdiği ÖSS'de iktisat fakültesini kazanan
kardeşim Rasim'i unutmam mümkün değildir. Bütün samimiyetimle söylüyorum
ki, Rasim ve diğerlerinin beyin kapasitesi bakımından sizlerden bir farkları
yoktur. Onların ayrıcalığı, azimleri, inançlarını ve iradelerini
kullanabilme becerileridir. Nitekim Batı'da düzenli çalışma devrini başlatan
adam olarak bilinen Descardes, insanlar arasında var olan gelişmişlik farklarının
akıl ve izandan daha çok, planlı ve programlı çalışıp çalışmamalarından
kaynaklandığını ileri sürmüştür.
Bendeniz de kıymetli pederimin marketinde sabahtan öğleye kadar ve akşam üstleri
kendilerine yardımcı oluyordum. Arta kalan zaman diliminde de ÖSS'ye hazırlanıyordum.
Sonuç itibarıyle Tıp Fakültesi'ni kazandım ve başarıyla bitirdim. Fakültenin
birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarında maddi problemlerden dolayı geçirdiğim
zor günlerin kafamda ve ruhumda estirdiği fırtınaların beni nasıl yıprattığını,
ancak irademde en ufak bir tahribata fırsat tanımadan amacıma ulaştığımı
ifade etmek isterim. Bu örnekler size de güç vermelidir.
İdeal çalışma ortamı için
Evin en sessiz bölgesini seçin
Herşeyiyle ideal bir çalışma ortamı için gerekli şartları kısaca sıralamak
gerekirse:
* Ayrıca bir çalışma odasının olması tercih sebebidir. Çalışma odasında
sadece ders çalışma amacıyla kullanılan bir masa bulunması, masa başına
geldiğinizde sizi ders çalışmaya yöneltmesi, yani motivasyon bakımından
önemlidir.
* Gündüzleri gün ışığından yararlanabilmelisiniz. Az ışıklı bir
ortam sadece gözü yormakla kalmaz uyku getirir, konsantrasyonu bozar. Yine ayrıca
ışık direkt olarak kitap ya da defterin üzerine gelirse yansıma neticesinde
gözü gözleri yorar. Gözlerde yanma ve sulanma gibi birtakım rahatsızlık
belirtilerin ortaya çıkar. Bu durumda ders çalışmanız veya dersten verim
almanız mümkün değildir.
* Ders çalışma ortamının gün ışığına en yakın bir ışıkla florasan
aydınlatılması esastır. Işığın çalışma materyaline gölge düşürmeden
gelmesi, parlak olmaması, göze doğrudan gelmemesi gerekmektedir.
* Çalışma masasının üstünün derli toplu olması, sizi oyalayacak,
dikkatinizi dağıtacak hiçbir şeyin, fazladan ders kitaplarının bile
bulunmaması gerekir.
* Çalışma odası olarak evin en sessiz bölgesi seçilmelidir.
* Çalıştığınız masanın sandalyesi masa ve sizinle uyumlu bir yükseklikte
olmalıdır. Sandalye, ne çok sert, ne de insana rehavet verecek yumuşaklıkta
olmalıdır.
Isıyı iyi ayarlayın
* Çalışma odasının ısısı da önemlidir. En ideal ısı düzeyi 21-22
derece civarıdır.
* Çalışma odası sıksık havalandırılmalıdır. Oksijen seviyesi çalışmaya
duyulan ilgi ile ilişkilidir.
* Çalışma odanız, aynı zamanda yatak odanız ise dikkat etmeniz gereken
nokta ders çalışma aralarında, "şöyle bir uzanayım da biraz sonra
kalkar kaldığım yerden devam ederim" gafletine düşmeyin. Yatak bir
dinlenme aracıdır. Ders çalışmak için kullanılmaz. Her ne şekilde olursa
olsun yatağa uzandığınızda belli bir süre sonra rehavet çöker ve sizde
bir daha derse oturamazsınız. İşte bu günlerce aksatmadan devam ettirdiğiniz
programınızın bir anda altüst olması demektir.
* Çalışma masasının başına geçince oradan yaklaşık bir saat ayrılmamanız
gerektiğini bilin. Bu yüzden o periyotta çalışacağınız ders için
gerekli hemen herşeyi elinizin altında bulundurmalısınız. Materyallerinizde
ne bir eksiklik ne de fazlalık olmalıdır.
* Odanızın genişçe bir duvarında "ekstra köşesi" hazırlayabilirsiniz.
Bunu 1.5X3 m. ebadında ince strofordan yapabilirsiniz. Ekstra köşenize önemli
notlarınızı, sınavlarda en çok karşılaştığınız şa da en çok karıştırdığınız
noktaları ezberlemeyi düşündüğünüz güzel sözleri günlük planınızın
bir örneğini küçük kağıtlar halinde iğneleyebilirsiniz. Böylece odaya
her giriş çıkışta bu notları görerek hem kendinizi kontrol edecek, hem de
karıştırdığınız ders notlarının doğru bir şekilde aklınızda yer
etmesini sağlayacaksınız.
Hayallerinizi bir süre erteleyin
Etkili öğrenmenin yolu çalışılan konuya konsantre olmaktan geçer. Zihnin
dağılmasını önleyerek dikkatli bir şekilde derse motive olmak, bu süreçte
hızla akan vakitlerin boşa gitmesine engel olur.
Çalışmayı sürekli kılamamanın iki ana sebebinden biri "çevresel
faktörler", diğeri de insanın kendisinden kaynaklanan çeşitli
nedenlerdir.
Çevresel faktörlerden çalışma ortamını anlatırken bir miktar söz etmiştik.
İçsel faktörlere de ayrıca değineceğiz. İçsel faktörleri kendi arasında
gruplamak sanıyorum daha iyi olacak, bunlardan biri özellikle lise çağlarında
en sık şikayet sebebi olan "hayallere dalmak ve kendini derse
verememek", diğeri "sınav stresine kapılmak", sonuncusu da
"şiddetli heyecanlanmalardır." Lise çağlarında yaşın da verdiği
heyecanla çok çeşitli hayaller kurulabilir. Ancak şu bilinmelidir ki, bazı
hayaller özellikle ders çalışıp kendinizi hazırlamanız gereken bu dönemde
teşvik edici bir rol üstlenmiyorlarsa zararlıdırlar. Bunu bir çelişki
olarak yorumlamayın. Çünkü motivasyon için belli bir dozda heyecana
gereksinim vardır. Bu yüzden hayalin sığınılan bölümüyle, size zarar
verebilecek gerçek dışı dünya arasında iyi bir tercih yapmalısınız.
Hayal dünyası geniş insanların yapacakları en önemli iş ya bunu bir süre
için ertelemek ya da masa başından kalkarak en son noktasına kadar hayalle
yaşamak, doyuma ulaşmak, sonra da daha önce anlatıldığı gibi arada geçen
zaman kaybını kafaya takmadan derse oturmaktır.
Sürekli çalışma verimsizlik yaratır
* Bir gün sabah, bir gün akşam, hafta sonları da geceleri çalışmak için
yamalı bohça gibi programlardan mümkün olduğunca kaçının. Gerçi aşırı
farkeden birşey olmaz fakat derse motive olmakta güçlük çeken, çalışmaya
oturamayan birinin temelde sıkıntı çektiği nokta bu olduğunda verimli çalışmaya
ulaşmak bir problem halına gelebilir. Mümkünse aynı günlerde ve aynı
saatlerde çalışmaya oturun. Bu veriminizi artıracaktır.
* Ders çalışma yöntemlerinde anlatılan 5'e 1 kuralına mutlaka uyunuz.
20-40 dakikalık anlama bölümü ne kadar önemliyse 10'ar dakikalık tekrar ve
ara verme bölümleri de o denli önemlidir. Sürekli çalışma, düşünülenin
aksine bıkkınlık vermesi ve dikkat uçuşmaları nedeniyle verimsiz sonuçlar
doğurur.